sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

kill in the blanks

15 kişi kendisini tutuyor, 22 arkadaşı var.


14.06.1986 doğumlu, 25 yaşında. konsantre olarak çalışıyor.

trappzone tv

SOBER

cemiyetler

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. Metal

    Metal

    4054 üyesi var. üyelik serbest.
  2. HELP FOR CHILDREN

    HELP FOR CHILDREN

    2506 üyesi var. üyelik serbest.
  3. Fight Club

    Fight Club

    1893 üyesi var. üyelik serbest.
  4. Tim Burton

    Tim Burton

    1763 üyesi var. üyelik serbest.
  5. deviantart

    deviantart

    1704 üyesi var. üyelik serbest.
  6. Quentin Tarantino

    Quentin Tarantino

    1354 üyesi var. üyelik serbest.
  7. yüzüklerin efendisi

    yüzüklerin efendisi

    607 üyesi var. üyelik serbest.
  8. müzisyenler

    müzisyenler

    557 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  9. basgitaristler

    basgitaristler

    149 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  10. okulu uzatanlar

    okulu uzatanlar

    705 üyesi var. üyelik serbest.
  11. nedjima

    nedjima

    532 üyesi var. üyelik serbest.
  12. darlananlar

    darlananlar

    245 üyesi var. üyelik serbest.
  13. çerkesler

    çerkesler

    215 üyesi var. üyelik serbest.
  14. tool fan

    tool fan

    165 üyesi var. üyelik serbest.
  15. Black Tooth

    Black Tooth

    22 üyesi var. üyelik serbest.

1 2

trappzone panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

Ne ararsın TANRI ile aramda!...
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa niye türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne.
Yoksa sana bir zararım, içerim.
İkimiz de gelsek kıldan köprüye,
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim

Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp ATATÜRK'e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet

İsgaldeki hali sakin unutma.
ATATÜRK'e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz

Rakı şarap içiyorsam sanane!!!
Yoksa bir zararım içerim...
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim...

trappzone   19 Kasım 2011 00:37  

trappzone   09 Aralık 2010 03:03  

ölü bit kapçığı kılıklı nalet napıosn ? :D

non sweet999   07 Mart 2009 14:54  

bak sımdı konusturma benı :) ıyııyım sen napıyosun :)

trappzone   07 Mart 2009 15:51  

saçların kocaman olmuş:P

Pendragons Fall   16 Şubat 2009 21:27  

yeap..yeni foto. hoş olmuş genç..

divided   12 Şubat 2009 18:41  

seni pislik şapşal yaa özletme bole kendini:D

bachn roll   04 Şubat 2009 00:06  

geldim geldim bırakmıcam yakanızı artık nıhaha

trappzone   04 Şubat 2009 02:45  

abi biraz buraya parketsem?

phedra   14 Ocak 2009 13:30  

oo ne demek hep senin buralar :)

trappzone   04 Şubat 2009 02:42  

Pendragons Fall   03 Ocak 2009 23:46  

Pendragons Fall   02 Ocak 2009 18:59  

ahahahhaha :D:D

trappzone   02 Ocak 2009 19:04  

çokk tatlı =)

eprush   04 Ocak 2009 13:07  

Pendragons Fall   02 Ocak 2009 18:54  

trappzone   16 Şubat 2009 15:57  

Azm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana,
Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.
  • * *
    Lal-u sarap içurem ve ıslatıp geçirem,
    Parmagına yüzügü, hatem-i zer drahsan.
  • * *
    Egil egil sokayim, iki tutam az midir?
    Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.
  • * *
    Diz çökerek önüne ilik ilik akitam,
    Bir gümüs ibrik ile destine ab-i revan.
  • * *
    Salınarak giderken arkandan ben sokayim,
    Ard etegin beline, olmasin çamur aman.
  • * *
    Kulaklarindan tutam, dibine kadar sokam,
    Sahtiyenden çizmeyi, olasin yola revan.
  • * *
    Öyle bir sokayim ki, kalmasin disarida hiç,
    Düsmanin bagrina, hançerimi nagehan.
  • * *
    Eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim,
    Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.
  • * *
    Herkese vermektesin, bir de bana versene,
    Avuç avuç altini, olsun kulun saduman.
  • * *
    Sen her zaman gelesin, ben Vehbi'ye veresin,
    Esselamun aleyküm ve aleykümesselam.

trappzone   15 Şubat 2009 23:41  

İşte o sırada bir tilki çıkıverdi ortaya.
“Günaydın” dedi tilki.
“Günaydın” dedi küçük prens kibarca. Ama etrafına baktığında kimseyi göremedi.
“Buradayım! Elma ağacının altında.”
“Sen kimsin? Çok güzel görünüyorsun.”
“Ben bir tilkiyim.”
“Gel, birlikte oynayalım. Öyle mutsuzum ki” dedi küçük prens.
“Seninle oynayamam” dedi tilki, “ ben evcil bir hayvan değilim.”
“Buna çok üzüldüm” dedi küçük prens. Ama biraz düşündükten sonra: ”Evcil ne demek?” diye sordu.
“Anladığım kadarıyla burada yaşamıyorsun” dedi tilki, “kimi arıyorsun?”
“İnsanları arıyorum,” dedi küçük prens, “ peki ama ‘evcil’ ne demek?”
“İnsanlar,” dedi tilki, “tüfeklerle dolaşırlar ve avlanırlar. Tam bir baş belasıdırlar. Bir de tavuk yetiştirirler. Tüm işleri bundan ibarettir. Sen de mi tavuk arıyorsun?”
“Hayır, ben arkadaş arıyorum. Ama ‘evcil’ ne demek?”
“Bu pek sık unutulan bir şeydir. ‘Bağ kurmak’ anlamına gelir.”
“Bağ kurmak mı?”

“Evet. Örneğin, den benim için sadece küçük bir çocuksun. Diğer küçük çocuklardan hiçbir farkın yok benim için. Sana ihtiyacım da yok. Aynı şekilde, ben de senin için dünyadaki yüz binlerce tilkiden biriyim sadece. Bana ihtiyaç duymuyorsun. Ama beni evcilleştirirsen eğer, birbirimize ihtiyacımız olacak Sen benim için tek ve işsiz olacaksın, ben de senin için.”
“Anlamaya başlıyorum” dedi küçük prens. “Bir çiçek var. Sanırım o beni evcilleştirdi.”
“Olabilir. Dünyada her şey mümkündür.” dedi tilki.
“Ama bu çiçek dünyada değil.”
Tilki şaşırmıştı. “Başka bir gezegende mi?”
“Evet.”
“Peki orada avcılar da var mı?”
“Hayır, yok.”
“Bu çok ilginç. Peki ya tavuklar?”
“Hayır. Tavuklar da yok.”
“Eh, hiçbir yer mükemmel değildir” dedi tilki içini çekerek. Sonra kendini anlatmaya başladı:
“Yaşamım çok monotondur. Ben tavukları avlarım, avcılar da beni.

Bütün tavuklar birbirine benzer. Bütün insanlar da öyle. Bu yüzden biraz sıkılıyorum. Ama beni evcilleştirirsen eğer, yaşamıma bir güneş doğmuş olacak. Senin ayak seslerin benim için diğerlerinden farklı olacak. Ayak sesi duyduğum zaman hemen saklanırım. Ama seninkiler, bir müzik sesi gibi beni gizlendiğim yerden çıkaracaklar. Şu ekin tarlalarını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğday benim hiçbir işime yaramaz. Bu yüzden de bu tarlalar bana hiçbir şey hatırlatmazlar. Buna üzülüyorum. Ama sen beni evcilleştirseydin, bu harika olurdu. Altın renkli saçların var senin. Ben de altın renkli başakları görünce seni hatırlardım. Ve rüzgarda çıkardıkları sesi severdim.
Sustu tilki ve uzun bir süre küçük prensi izledi.
“Senden rica ediyorum. Lütfen beni evcilleştir!” dedi.
“Elbette” dedi küçük prens. “Ama pek fazla vaktim yok. Yeni arkadaşlar edinmem ve birçok şeyi anlayabilmem gerekiyor.”
“Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!”
“Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens.
“Çok sabırlı olman gerekiyor. Önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. Ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen hiçbir şey söylemeyeceksin. Sözcükler yanlış anlamalara neden olurlar. Ama her gün, biraz daha yakına gelebilirsin.”
Ertesi gün küçük prens yine geldi.
“Her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “Örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. Zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. Saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. Mutluluğun bedelini öğrenirim.

Ama günün herhangi bir vaktinde gelirsen, seni karşılamaya hazırlanacağım zamanı asla bilemem. İnsanın gelenekleri olmalıdır.
“Gelenek nedir?”
“Bu da çok sık unutulan bir şeydir” dedi tilki. “Bir günü diğer günlerden, bir saati diğer saatlerden ayıran şeydir. Örneğin, şu benim avcıların da gelenekleri vardır. Perşembeleri kızlarla dansa giderler. Bu yüzden de Perşembe benim için harika bir gündür. Üzüm bağlarına kadar yürüyebilirim. Ama avcılar dansa herhangi bir gün gitseydi, benim için hiçbir günün özelliği olmayacaktı ve asla tatil yapamayacaktım.”

Böylelikle küçük prens tilkiyi evcilleştirdi. Ve ayrılma vakti geldiğinde “Ah! Sanırım ağlayacağım” dedi tilki.
“Bu senin hatan” dedi küçük prens. “Ben sana zarar vermek istemedim. Seni evcilleştirmemi sen istedim.
“Doğru, haklısın” dedi tilki.
“Ama ağlayacağını söyledin!”
“Evet, öyle.”
“O halde bunun sana hiçbir yararı olmadı.”
“Hayır, oldu. Buğday tarlalarının rengini gördükçe seni hatırlayacağım. Şimdi git ve güllere bir kez daha bak. O zaman kendi gülünün evrende eşsiz ve tek olduğunu anlayacaksın. Sonra bana veda etmek için buraya geri döndüğünde, sana hediye olarak bir sır vereceğim.”
Küçük prens güllere bir kez daha bakmaya gitti.
“Hiçbiriniz benim gülüm gibi değilsiniz. Çünkü henüz hiçbiriniz evcilleşmediniz. Ve siz de hiç kimseyi evcilleştirmediniz” dedi onlara. “Siz tıpkı tilkinin benimle karşılaşmadan önceki hali gibisiniz. Dünyadaki binlerce tilkiden yalnızca biriydi o. Ama ben onunla dost oldum ve şimdi artık o özel bir tilki.”
Güller bu duyduklarına çok bozuldular.
“Evet, güzelsiniz. Ama boşsunuz. Sizin için kimse yaşamını feda etmez. Yoldan geçen herhangi biri, benim gülümün de size benzediğini söyleyebilir. Ama benim gülüm sizin her birinizden çok daha önemlidir. Çünkü ben onu suladım. Ve onu camdan bir korunakla korudum. Önüne bir perde gererek rüzgarın onu üşütmesini engelledim. Tırtılları onun için öldürdüm ( ama birkaç tanesini kelebek olmaları için bıraktım). Onun şikayetlerini ve övünmelerini dinledim. Ve bazen de suskunluklarına katlandım. Çünkü o benim gülüm.”
Bunları söyledikten sonra tilkinin yanına döndü.
“Elveda” dedi.
“Elveda” dedi tilki de. “Ve işte sırrım: Bu çok basit. İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez.”
“Temel olan şeyi gözler göremez” diye tekrarladı küçük prens. Öğrendiğinden emin olmak istiyordu.
“Senin gülünün diğerlerinden daha önemli olmasını sağlayan şey, ona ayırdığın vakittir” dedi küçük prens.
“İnsanlar bu en önemli gerçeği unuttular. Ama sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin şeye karşı her zaman sorumlusun. Gülüne karşı sorumlusun.
“Gülüme karşı sorumluyum” diye tekrarladı küçük prens, öğrendiğinden emin olmak için. Sonra yoluna devam etti.

trappzone   15 Şubat 2009 05:54  

BLOG trappzone rss kaynağı

adresi: http://trappzone.sosyomat.com/blog
0 yorum var - 03 Aralık 2010 19:46 yazılmış
aferim5

8443

1 yorum var - 26 Haziran 2010 13:28 yazılmış
aferim0

google

0 yorum var - 09 Haziran 2010 05:47 yazılmış
3 yorum var - 07 Haziran 2010 02:42 yazılmış
0 yorum var - 25 Nisan 2010 02:24 yazılmış
0 yorum var - 25 Nisan 2010 02:06 yazılmış
0 yorum var - 06 Şubat 2010 03:16 yazılmış
aferim5

:(:

0 yorum var - 15 Şubat 2009 01:08 yazılmış

müzik kutusu

empeüçlerim


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ


pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage